Yokuş Kalkış Desteği Nedir, Ne İşe Yarar?

Yokuş Kalkış Desteği Nedir, Ne İşe Yarar?

7 Eylül 2021

Yokuş Kalkış Desteği Nedir?

Yokuş kalkış desteği manuel vitesli araçlar için geliştirilmiş bir sistem olmakla birlikte otomatik vitesli araçlar için yokuş kalkış desteğine ihtiyaç bulunmamaktadır. Bilindiği gibi otomatik vites araçlar eğimli zeminlerde hiçbir şey yapmasanız dahi geriye doğru gitmezler. Sürekli ileri gitme eğilimindedir. Bu yüzden otomatik vites araçlar için yokuş kalkış desteği bulunmaz. Ancak düz vitesli araçlarda durum böyle değildir. Araç sabit pozisyonda park halinde iken eğer yokuş diye tabir edilen eğimli bir zemin üzerindeyse eğer ve yönü yukarı doğru bakıyorsa vites boşta iken frene basmadığımız takdirde araç yerçekiminin etkisi ile geriye doğru ivme kazanarak yani sürekli surette hızlanarak gidecektir. Bu durum araç kullanmayı yeni öğrenenler için bir kâbus olmakla birlikte yıllardır araç kullanan kişilerinde pek hoşuna giden bir durum değildir. Dilerseniz öncelikle düz ya da manuel vitesli olarak tabir ettiğimiz araçların çalışma prensibine daha yakından bakalım.

yokus-kalkis-destegi

Manuel vitesli araçlarda sürücünün önünde bir direksiyon, ayak kısmında 3 adet pedal ve sağ tarafında bir vites kolu bulunmaktadır. Aracın kalkış yapabilmesi için birinci vitese atılmış olması gerekmektedir. Aksi halde gaz pedalına bastığımız zaman motor ürettiği enerjiyi tekerleklere iletmeyecek sadece devri yükselecek ve ses çıkartacaktır. Bu yüzden önce vitesi kalkış için bire atmalıyız. Ancak standart pozisyonda hiçbir şey yapmadan sadece vites kolunu birinci vites yuvasına itersek kol yuvaya girmeyecektir. Bunun sebebi ise standart olarak şanzımanda bulunan dişlilerin vites yuvalarına, vitesin kontrol dışı girişini önlemesidir. Bu yüzden vites geçişlerinde ayağımızın altında bulunan 3 pedaldan en solda bulunan debriyaj pedalı kullanılmaktadır. Yani biz debriyaj pedalına basmadan vites kolunu istediğimiz yuvaya sokmamız mümkün olmayacaktır. Debriyaj pedalı ise çelik bir tel vasıtasıyla şanzımana bağlanarak vites kutusunun içindeki dişlilerin hareket mekanizmasını kontrol etmemizi sağlar. Bu sayede vitesi istediğimiz pozisyona alabilir, yükseltebilir veya istersek düşürebiliriz. Gelin şimdiye kadar aktarmış olduğum bilgileri tekrar edelim. Vitesin nasıl atılacağını da biliyoruz artık. Öncelikle vitesin boşta olduğunu kontrol ediyoruz. Boşta olduğuna emin olduğumuzda aracın kontağını çeviriyoruz ve motoru ateşliyoruz. Araç rölantide çalışmaya başlayacak. El frenini indiriyoruz. Şu an araç hareket etmeye hazır. Debriyaja basıyoruz ve vites kolunu birinci vites konumuna getiriyoruz. Ama durun debriyaj ile işimiz henüz bitmedi. Sakın vitesi attıktan sonra debriyajdan ayağınızı çekmeyin. Çünkü durağan haldeki bir araç vitese alınmış ise çalışmaz ve sizin araç duruyorsa mutlaka debriyaj pedalına basıyor olmanız gerekir. Eğer araç çalışıyor, vites boşta değil ve siz debriyaj pedalına basıyorsanız sorun yok araç rölantide çalışmaya devam edecektir. Ancak siz pedaldan ayağınızı çektiğiniz anda araç kendini öne doğru silkeleyerek atacak ve motor stop edecektir. Bu durum trafikte başınıza geldiğinde ve trafik ışıklarına kalkış esnasında aracınız stop ettiğinde oldukça müşkül bir hale sokabiliyor insanı. Arkanızdan diğer araçlar korna çalıyorlar ve bu durum sizi strese sokabiliyor. Daha da kötüsü önünüzde yakın takip mesafesinde bir araç var ise aracınızın kendini ileri doğru fırlatması ve sizin önünüzdeki aracın arka tamponuna çarpmanız işten bile değil. O yüzden araç sürmenin temel ama en önemli kurallarından biri aracı durgun pozisyondan hareket pozisyonuna geçirebilmektir. Araç kullanmayı yeni öğrenen kişilerin en çok zorlandığı kısım burasıdır. Evet olası sorunları ve yaşayabileceğiniz talihsiz deneyimleri de aktardığımıza göre sistemin çalışma prensibini incelemeye devam edelim. Ayağımız debriyajda vites kolu birinci vites yuvasında aracımız çalışıyor ve kalkışa hazır. Bu durumda sol ayağımız debriyaj pedalına basarken sağ ayağımızla gaz pedalına hafifçe dokunuyoruz. Gaz pedalı, yakıt deposundaki yakıtın motora aktarılmasını ve motorun devir almasını sağlıyor. Aslında tam olarak öyle olmuyor. Bildiğiniz gibi araçlarda bulunan motor sistemleri yakıtın yanması ile oluşan enerjiyi tekerlek sistemine ileterek aracın hareket etmesini sağlayan sistemlerdir. Enerjinin ortaya çıkması için yakıtın yanması gerektiğini anladığımıza göre yanmanın gerçekleşmesi için ateşten sonra gereken şey ise oksijendir. Evet 3 koşul gerekir yanma için. Yakıt, ateş ve oksijen. Yakıt depodan pompa vasıtası ile motora iletilmektedir. Ateş ise benzinli motorlar için motorun üzerinde bulunan bujiler vasıtası ile gerçekleşmektedir. Peki yakıtın yanabilmesi için gereken oksijeni yani havayı motora nasıl veriyoruz? İşte gaz pedalı burada devreye giriyor. Gaz pedalına bastığımız zaman motorun üzerinde ki gaz kelebeği isimli parçada bulunan silindir bir kapakçık açılır ve motorun bir kompressör gibi hava çekmesi ile motora giden yakıt yanmaya başlar. Yanma ne kadar fazla olursa motorun ürettiği güç o kadar artar ve haliyle aracın tükettiği yakıtta aynı oranda artış gösterir. Yanmanın az veya çok olabilmesini ise motorun içine giren havanın miktarı belirler. Yani biz gaz pedalına ne kadar çok basarsak silindir kapak o kadar fazla açılacak ve motor içine o kadar fazla hava çekecektir. İşte motorların çalışma ve ivmelenme prensibi bu şekilde işlemektedir. Bu bilgi aslında bu konu için çok gerekli bir bilgi olmasa da merak edenler varsa diye anlatmak istedim. Aslına bakacak olursanız bu prensibi bilmeniz demek aracın çalışma mekanizmasını da biliyor olmanız demektir ve aracınızda oluşabilecek sorunların da büyük oranda farkına varabilirsiniz demektir. Böylece bilgisizlikten kaynaklanan mağduriyetlerinizin önüne geçebilir ve çok basit sorunlar yüzünden tamircilere veya servise kucak dolusu para ödemek zorunda kalmazsınız. Evet konumuza dönelim tekrar isterseniz. Ayağımız debriyaj pedalına basılı pozisyondayken gaz pedalına yavaşça dokunuyoruz ve motorun hava çekmesini sağlıyoruz. Bu sayede depodan giden yakıt bujiler vasıtası ile yanmaya başlıyor ve motor güç üretmeye başlıyor. İşte bizde bu esnada debriyaj pedalından ayağımızı yavaş yavaş kaldırıyoruz ve aracın hareket etmeye başladığını görüyoruz. Burada birkaç bilgi daha vermek istiyorum. Şayet gaz pedalına basarken diğer ayağımızın debriyaj pedalından kaldırış süresini tam ayarlayamazsak aracın öne doğru silkelenmesine, motorun bağırmasına ve baskı balatanın aşınmasına ve hatta iki ayağımızın senkronizasyonunu iyi ayarlayamazsak aracın stop etmesine sebep olabiliriz. Örneğin gaz pedalına basarken araç durgun konumdan hareket haline geçtiği anda sol ayağımızı debriyaj pedalından aniden çekersek araç ileri doğru sıçrayarak ani bir ivmelenme eğilimine girer. Tersi şekilde gaz pedalına basıyor ancak sol ayağımızı debriyaj pedalından gereken sürede çekmiyorsak bu kez de motor bağırmaya başlayacak ve araç yerinden kalkmayacak daha da kötüsü baskı balata diye bilinen kavrama sistemi parçaları aşınacak ve size masraf çıkartacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken üçüncü bir ayrıntı daha bulunmaktadır. Gaz pedalına bastığımız anda araç çok az da olsa hareket etmeden debriyaj pedalından ayağımızı kaldırmamamız gerekiyor. Böyle bir durumda araç kendini silkeleyerek durduracak ve motor stop edecektir. Yeni araç kullanmayı öğrenen kişilerin en çok yaptığı hata budur. Evet bütün bu aşamaları geçtik ve aracımız hareket kazandı. Gaz pedalına basarak motorun daha çok hava çekmesini sağlıyoruz ve zengin hava-yakıt karışımını gören motor daha fazla güç üretmeye başlıyor devir yükseliyor ve biz de devir yükseldikçe vites yükselterek yolculuğumuzu yapıyoruz. Evet şu ana kadar bir sorun yok. Her şey olması gerektiği gibi işliyor. Dikkat ederseniz buraya kadar anlattığım şeyler arasında 3. Pedaldan yani fren pedalından hiç bahsetmedim. Çünkü fren pedalına ihtiyacımız yoktu. Bütün bu anlattıklarım düz bir yolda aracınızı hareket ettirmeniz için yapmanız gereken şeylerdi. Peki ya aracımız dik bir yokuşta ve yönü yokuş yukarı bakıyorsa aracınızı nasıl durgun pozisyondan harekete geçireceksiniz. Malum kalkış için 3 pedaldan ikisini mecburen kullanıyoruz. Ancak yokuşta olduğumuz için sağ ayağımız mecburen fren pedalına basıyor. Fren pedalına basıyorken ayağımızı çekip gaz pedalına basamıyoruz çünkü araç geri gidiyor. E debriyaj pedalından da çekemiyoruz çünkü araç vites pozisyonunda. Viteste olmazsa zaten hareket edemez. E ne yapacağız 3 tane de ayağımız yok ki bizim? Evet işte konumuz bu dostlar. Böylesi bir durumda ne yaparız gelin hep birlikte inceleyelim.

 

Rampada durgun halde bulunan düz vitesli bir aracı hareket ettirmenin birçok yolu var. Bu yöntemlerin ortak özelliği hepsinin tecrübe ile yapılabildiği. Yeni araç sürmeye başladıysanız ve rampada aracınızı hareket ettiremiyorsanız üzülmeyin çünkü tek değilsiniz. Bu tip durumlarda genellikle herkesin kullandığı yöntem yarım debriyaj yöntemidir. Peki nedir bu yarım debriyaj yöntemi? Yarım debriyaj yöntemini kullanabilmeniz için öncelikle usta bir şoför olmanız ve sürdüğünüz aracı iyi tanıyor olmanız gerekmektedir. Az önce anlattığım ayak senkronizasyonunu hatırlayalım. Sağ ayağımız ile gaz verirken sol ayağımızı da debriyajdan yavaşça çekiyor ve gücün tekerleklere iletilmesine izin vererek aracın hareket etmesini sağlamıştık. İşte bu işlemi yaparken yani gaz pedalına basıp, debriyaj pedalından ayağımızı çekerken araç ivme kazanmaya başlamadan hemen önce çok küçük bir zaman dilimi içinde motordan tekerleklere güç iletilir. Bu güç aracın hareket edebilmesi için gereken enerji seviyesine ulaştığı zaman araç hareket eder. İş sıfırdan o seviyeye ulaşana kadarki süreç içinde araç hem çalışır, ileri doğru gitme eğiliminde olur hem de yerinde durur. Bunu araç sürme deneyimleriniz arttıkça göreceksiniz. Debriyaja tam basılmaz ve de ayak tamamen çekilmez gaz ise çok verilmez sadece aracın geri kaçmasını önleyecek kadar basılır. Bu şekilde rampa bir zeminde kırmızı ışıklarda bekliyorsak aracınız geriye kaçmadan ve frene basmadan yeşil ışığın yanmasını bekleyebilirsiniz. Bir diğer yöntem ise el freni yöntemi. Bu yöntem ilk yönteme göre daha kolay bir yöntem olmakla birlikte halk arasında pek bilinen bir yöntem değildir. Ya da bilinse dahi bazı kimseler bu yöntemi acemilik olarak algılar ve uygulamaktan kaçınır. Bana kalırsa maddi veya manevi hasarlı bir kaza yapmaktansa acemi olmak daha mantıklı. Sizce de öyle değil midir? Neyse dönelim yöntemimize. Yine bir rampa üzerinde ve kırmızı ışıklarda beklediğimizi varsayalım. Aracımızın vitesi boşta bir ayağımız frende ve yeşil ışığın yanmasını bekliyoruz. Ve sonunda beklediğimiz an geldi yeşil ışık yandı. Hareket etmemiz lazım ancak vitesi bire atıp ayağımızı frenden çekip gaz pedalına basmamız gerek ve arkamızda araçlar var. Aracın da geri kaçmaması lazım. Evet bu durumda da el freni yöntemi oldukça kullanışlı ve özellikle yeni araç kullanmaya başlayan kişiler için hayat kurtarıcı bir rolü olabiliyor. Oldukça basit bir yöntem aslında aracımızın el frenini çekiyoruz ve birinci vitese alıyoruz. Aracın el freni çekili olduğu için korkmayın sağ ayağınızı fren pedalından kaldırabilirsiniz. Gaz pedalına ihtiyaç olmadığı için boşta kalan ayağımızla gaz pedalına hafiften dokunuyor ve debriyajdan ayağımızı yavaş yavaş çekiyoruz. Bu arada el freni çekik olsa da aracın öne doğru ivmelenme isteğinin hissedebilirsiniz. Bu ivmelenme başladığı zaman el frenini indiriyoruz ve aracımız hareket etmeye başlıyor. Tabi bu esnada sağ elimizin el frenini tutar pozisyonda olmasında fayda var. Evet gördüğünüz gibi bu yöntemde oldukça kullanışlı bir yöntem olmakla birlikte anlattığım bütün bu yöntemler aslında günümüz teknolojisinde oldukça demode sistemler. Çünkü gelişen teknolojiden otomotiv sektörü de üzerine düşen payı almış durumda ve her geçen gün başka bir teknolojik gelişme kullandığımız araçlara da uygulanıyor ve bizlerin konforunu biraz daha arttırıyor. Günümüz teknolojisi ile araçlar şoför dahi olmadan sizi bir noktadan alıp başka bir noktaya götürebiliyor. Henüz yaygın olmasa da şu an hali hazırda bu özelliğe sahip araçlar satılıyor ve son kullanıcı olan bizler bu teknolojiye ulaşabiliyoruz. E hal böyle olunca bu kadar ilerlemiş teknoloji düz vitesli araçların rampada kalkış sorununa bir çözüm bulamamış olsaydı bu gerçekten üzücü, daha doğrusu akla aykırı olurdu. Tabi ki günümüz araçlarının hemen hemen hepsinde yokuş kalkış desteği mevcut ve bu destek gerçekten oldukça gerekli ve kullanışlı bir sistem. Gelin bu sistemi daha yakından inceleyelim. Ne işe yaradığını çalışma prensibini hep birlikte inceleyelim. Ne dersiniz?

 

Yokuş Kalkış Desteği Ne İşe Yarar?

Yokuş kalkış desteği ne işe yarar sorusuna gelecek olursak aslında cevabı adında gizli olan bir sistem görüyoruz. Bir önceki başlıkta da nispeten detaylandırarak araçların çalışma prensibini ve yaşanabilecek güçlükleri anlatmıştım. Yokuş kalkış desteğinin de ne için kullanıldığını kısaca özetlemiştim. Yine de ben tekrar etmekte fayda görüyorum. Yokuş kalkış desteği, manuel vitesli araçların rampa üzerinde durgun halden hareket haline geçerken sürücüye kolaylık sağlayan bir sistem. Peki yokuş kalkış desteğinin çalışma prensibi nasıl hiç merak ettiniz mi? Belki cevapları hiç işime yaramayacak soruların durduk yere aklıma takılması gibi bir sorunları vardır. Bu problem o sorulardan mı kaynaklanır yoksa benim aklımın böyle soruları kendine çekme yeteneği mi mevcut orasını bilemiyorum ama bu soru da sanırım öyle bir soru ve benim aklıma takıldı. Ben de kalktım araştırmaya koyuldum. Bilmiyorum belki hiç işime yaramayacak. Ama kim bilir belki de bir gün hayatımı kurtaracak. Gelin siz de belki hiç işinize yaramayacak bu konu hakkında fikir sahibi olun. Ya da kim bilir belki bir gün bu bilgiler sizin de hayatınızı kurtarır 😊

Yokuş Kalkış Desteği Nasıl Çalışır?

Peki yokuş kalkış desteği nasıl çalışır? Aslına bakacak olursanız yokuş kalkış desteği yukarıda anlatmış olduğum el freni yönteminin oldukça benzeri bir sistemdir. Tek fark bunu sürücünün yerine araç kendisi otomatik olarak yapmaktadır. El freni yöntemini tekrar özetleyecek olursak sürücü kalkış öncesinde çalışır pozisyondaki aracın el frenini çekiyor ve gaz vermeye başlıyordu. Sonrasında araç ivmelenme eğilimine girdiği sırada el frenini indiriyordu ve böylece araç rampada geri kaçmadan hareket edebiliyordu. İşte yeni nesil araçlarda buna benzer bir sistem bulunmaktadır ve araç bunu otomatik olarak yapmaktadır. İşin mantığını açıklamak gerekirse eğer araç çalışır pozisyonda iken donanımında bulunan çeşitli sensörler yardımı ile aracın düz biz zeminde mi yoksa eğimli bir zeminde mi olduğunu anlayabiliyor. Bu sensör hepimizin yakından bildiği hepimizin hayatında aslında birçok alanda bulunan bir sensör. Örneğin akıllı telefonlarımızda da basitleştirilmiş bir hareket sensörü bulunur ve telefonu yan çevirdiğimizde bunu algılayarak ekranı otomatik olarak yan çevirir. Araçlarda bulunan sistemde bunun bir benzeridir ve araç çalışır ama durağan konumdayken eğer araç eğimli bir yüzeydeyse ve yönü yukarı doğru bakıyorsa sensör bunu algılar. Sürücü sol ayağı ile debriyaja basar, aracı 1. Vitese atar ve gaz pedalına basmak için sağ ayağını fren pedalından kaldırdığı anda sistem devreye girer ve frene iki 3 saniye kadar daha basmaya devam eder. Yani siz ayağınızı çekseniz dahi araç fren yapmaya devam eder. Sürücüye vites atıp gaza basabilmesi için gereken 2-3 saniyelik süreyi yokuş kalkış desteği sayesinde sorunsuz bir şekilde atlatırız. Evet aslında başında da söylediğim gibi yokuş kalkış desteği aslında sürücülerin manuel olarak yaptığı el freni yardımıyla aracı kaldırma yönteminin otomatikleştirilmiş halidir. Artık yeni nesil araçların çoğunda bulunan bu sistem sayesinde sürücüler rampada araç kullanırken ve özellikle eğimli yollarda bulunan trafik ışıklarında beklerken arkasındaki araca çarpma korkusunu yaşamazlar. Kabul edelim yeni araç kullanmaya başladığımızda hepimiz bu tip durumlarda az bile olsa tedirgin olmuşuzdur. Evet bugün sizlere yokuş kalkış desteği ile ilgili bilgiler vermeye, elimden geldiğince izah etmeye çalıştım. Konuyu çok teknik olarak ele almadım farkındayım ama ben de zaten sistemin çalışma prensibini merak etmiştim ve bu merakımı giderecek kadar bilgiyi sizlerden de merak eden olursa diye yazmak istedim.

yokus-kalkis-destegi-ne-ise-yarar

Yokuş Kalkış Desteğinin Sunduğu Avantajlar

Evet bu kadar yazdık, üzerinde konuştuk, araştırmalar yaptık ama bu bizim ne işimize yaracak? Diye sorular sorduğunuzu duyar gibiyim. Evet ilk bakışta bu sistemin acemi şoförler için geliştirilmiş yeni nesil bir teknoloji olduğunu ve hiçbir işinize yaramayacağını düşünebilirsiniz. Çünkü ben bugüne kadar konuyu bu şekilde biliyordum. Ancak bu durum aklıma gelen bir soruyu araştırmaya başlamamla sona erdi çünkü olayın o kadar basit ve lüzumsuz gibi görünmediğini hemen anladım.

Gelin bu sistemin bizlere başka ne gibi artıları varmış hep birlikte bakalım.

  • En önemli ve direk anlaşılan avantajı bildiğiniz gibi acemi şoförlerin araç kullanmasını daha kolay hale getirmesidir. Yalnız acemi şoförler değil en usta şoförlerin bile strese girdiği dik yokuşlarda bulunan trafik ışıklarında çok iyi bir avantajdır.
  • Tabi ki bu sistemin artıları burada bitmiyor. Bildiğiniz gibi rampalarda aracınızı sabit konumdan hareket haline geçirmek için pedallar, vites kutusu ve direksiyon kullanmak zorundayız. Ve bu konu aracın debriyaj ve şanzıman sistemi ile direk bağlantılı olup ilk olarak bu bölgeleri etkilemektedir. Yokuş kalkış desteği bulunmayan bir aracın rampa zeminde sabit pozisyondan hareketli pozisyona geçmesi için kullandığı enerjinin fazla olması fazla yakıt tüketimine, debriyajım yarım aralık konuma getirilerek araca aynı anda gaz verilmesi gibi nedenlerden dolayı baskı ve balata sisteminin aşınmasına sebep olacaktır.
  • Yine aynı şekilde manuel şanzıman sistemlerinin daha uzun süre aşınmadan kullanılabilmesini sağlar.