Etkili İletişimde Empati

Etkili İletişimde Empati

18 Aralık 2021

Etkili İletişimde Empati


Hepimizin en fazla yakındığı durumlardan birisidir. Modern çağda teknoloji ilerledikçe ve hayatın uzunca bir maratona dönüşmesiyle birlikte bireylerin tahammül gücü ve anlama kapasitesinde de azalama gözlemlenmektedir. Toplumda huzur ve refah içinde yaşamak için bireylerin en çok gerçekleştirmesi gereken olgu nedir diye, sorulduğunda akıllara ilk gelen empatidir.
Empati, en kolay tabirle bireyin herhangi bir durumda ve olay karşısında kendisini başkasının yerine koyup, onun gibi düşünmeye ve hissetmeye çalışmasıdır. Empati, doğuştan kazanılan bir olgu olmakla birlikte çok çabuk kaybedilen bir yetidir. Bir olay hakkında hızlı yargıya varmaktan kaçınarak, bir durum üzerinde detaylıca düşünerek, ilk önce kendimizi tanımaya çalışarak empati olgumuzu kaybetmeyi engelleyebilir ve geliştirebiliriz.  
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV) bir hadisinde 'Kendi iyiliğimiz ve çıkarımızı istediğimiz gibi, başkalarıyla iyiliğini ister çıkarlarını gözetirsek ortada fenalık kalmaz' buyurmuştur. ‘Gülme komşuna gelir başına.’ atasözünde yine kişilerin yaşamlarıyla alay etmemek gerektiği vurgulanmıştır. Bir kızıl dereli atasözü der ki: ‘Bir insanı anlamak istiyorsan, gökte üç ay eskiyene kadar onun ayakkabılarıyla dolaşmalısın.’ Değerlendirmek, yargıya varmak kolay olsa da asıl mesele yargılamadan önce düşünmek, karşımızdakini anlamaya çalışmak ve kendimizi onun yerine koymaktır.
Bireyler arasında sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda farklılıklar yaşanmaktadır. Bulunduğu çevrede gördüklerini örnek alan bireyler diğer yaşantıları anlamakta zorluk çekebilirler. Örneğin zengin bir çevrede yetişen birey, yokluğun ne demek olduğunu bilmediğinden yoksul insanları yadırgayabilir, onların dünyasından uzak kaldığı için kendisini yaşanılan duruma uzak hissedebilir. Halbuki ebeveynleri tarafından başka hayatların da var olduğu, yoksulluğun ve çaresizliğin kişilere acı verdiği, herkesin dünyaya gelirken aynı oranda şanslı olmadığı ve yoksullara yardım edilmesi gerektiği anlatılırsa, bireyin “empati kurma” süreci daha kolay ilerler ve dünyada herkesin aynı yaşantıya sahip olmadığını bilir.
Empati konusunda en iddialı kitaplardan birisi de Adam Fawer’ın ‘Empati’ adlı romanıdır. Romanda gerçekleşen olaylarda yazar, insanoğlunun yaptıklarına ve yaşadıklarına farklı bir gözle bakmaktadır. Yazarın empatik kişiliğini gözler önüne seren romanda, kişilerin kararlarını aslında kendilerinin vermediği, içlerindeki arzularının hareketlerine ve düşüncelerine yön verdiği anlatılmaktadır. Aynı zamanda karakterlerin karar verme süreçlerinde hep empati gerektiren durumlarla karşılaştıklarını da romanda görmekteyiz.
Empati yeteneği gelişmiş bireyler ayakları yere sağlam basan, herkesten önce kendisini tanıyan ve olaylara farklı bakış açılarıyla bakabilen bireylerdir. Empati, her meslek dalında gerekli olan bir olgudur. Deneyimler, edinilen bilgiler kişilerin empati sürecinde yardımcı olur.  Bir öğretmen, öğrencilerinin derste motivasyonunu arttırmak ve öğrenmelerini kolaylaştırmak için onların algılarının yüksek olduğu süreci, dersten koptukları anları iyi takip etmeli ve onların durumlarını anlayışla karşılayarak empati kurmalıdır. “Ben de sizin geçtiğiniz yollardan geçtim.” dedikleri bilinir öğretmenlerin. O yüzden de öğrencilerinin psikolojilerinden anlayıp ona göre davranmaya çalışırlar. Doktorlar, yaşama olasılığı çok az veya imkânsız olan hastalarına durumlarını açıkça söyleyemezler. Çünkü kendilerini hastalarının yerine koyarak bu durumun bireyde nasıl ağır bir travma yaşatacağını tahmin ederler. Liderler halka yararlı olmak için onların düşüncelerini ve isteklerini anlayabilmeli, her kesimden insanın yaşayabileceği zorlukları onlar gibi düşünmeye çalışarak belirlemelidir ve bu zorlukları aşmak için strateji belirlemelidir. Böylelikle çağdaş, refah içinde ve mutlu bireylerin yaşadığı bir topluma liderlik yapar.
Ailede, arkadaşlıkta, evde, okulda, sokakta, hastanede kısacası her türlü yaşam alanında empati kurulduğu sürece bireyler anlayışlı olabilmektedirler. İnsanlar karşısındaki insanı algılamaya çalışır, bencilliği bırakırsa zor zamanlarında anlayışla karşılaşacağı bireyleri yanında bulur. Aynı Konfüçyüs’ün dediği gibi: “İnsanlar "Beni anlamıyorlar" diye kaygılanmam. Eğer ben insanları anlamazsam kaygı duyarım.”