Dünyanın Yedi Harikası Nedir ve Nelerdir?

Dünyanın Yedi Harikası Nedir ve Nelerdir?

15 Eylül 2021

Dünyanın Yedi Harikası Nedir?

Dünyanın Yedi Harikası fikri ilk olarak milattan önce 5. Yüzyılda ortaya atılmıştır. Meşhur tarihçi Heredot’un yazıtlarında Dünyanın Yedi Harikası ile ilgili bilgilere rastlamak mümkün. Heredot’tan tam yüz yıl sonra ünlü Makedon komutan Sidonlu Antipatros Dünyanın Yedi Harikası üzerine bir kitap hazırlamıştır. Betimlemede kastedilen “7 Harika” zaman içinde değişmiş ve şu an kabul edilen Dünyanın Yedi Harikası son şeklini milattan önce 2. Yüzyılda almıştır. Yedi Harika’nın tamamı antik çağlarda inşa edildiği için Antik Dönemin Yedi Harikası olarak da bilinir.

Hepimizin bildiği Dünyanın Yedi Harikası listesinin haricinde oluşturulmuş başka listeler de mevcuttur. Bu listeler sürekli güncellenmekte ve oluşturan kuruma göre değişiklik göstermektedir. Ayrıca tüm dünyanın katılımıyla oylanarak seçilen yapıları içeren listelerde mevcuttur.

Dünyanın Yedi Harikası Nelerdir?

Dünyanın Yedi Harikası (Bilinen Liste)

  • Keops Piramidi
  • Rodos Heykeli
  • Zeus Heykeli
  • İskenderiye Feneri
  • Babil’in Asma Bahçeleri
  • Artemis Tapınağı
  • Kral Arsoloumos’un Mezası

Biz bu yazımızda bu harikaları ele alacağız ancak yine de sonradan oluşturulan listeler ile ilgili detaylara girmesek de en azından bilinmesinde fayda var. Sonradan oluşturulan harikalar listeleri :

Orta Çağ’ın Yedi Harikası

  • Ayasofya
  • Stonehenge
  • Roma Kolezyumu
  • Çin Seddi
  • Nanjing Kulesi
  • Pisa Kulesi
  • Kom es Shoqafa Yeraltı Mezarları

(Bazı durumlarda aşağıdaki yapılar da bu listeye eklenmiştir.)

  • Tac Mahal
  • Kahire Kalesi
  • Ely Katedrali
  • Kluni Manastırı

Dünyanın Yedi Harikası (New7Wonders Vakfı)

  • Çin Seddi- Çin
  • Petra- Ürdün
  • Kurtarıcı İsa Heykeli- Brezilya
  • Machu Picchu- Peru
  • Chichen Itza- Meksika
  • Colosseum- İtalya
  • Tac Mahal- Hindistan
  • Giza Piramitleri (Onur Ödülü)- Mısır

USA TODAY Listesi

  • Potala Sarayı      Lhasa, Tibet, Çin
  • Kudüs- Jerusalem
  • Kutup Buzulları  Kutup Bölgeleri
  • Papahānaumokuākea Marine Doğa Anıtı- Hawaii, ABD
  • İnternet- Dünya
  • Maya kalıntıları Yucatán Yarımadası-Meksika
  • Serengeti'nin ve Masai Mara'nın Büyük Göçleri- Tanzanya ve Kenya
  • Grand Canyon (kullanıcı oyları ile seçilen sekizinci harika)- Arizona, ABD

Dünyanın Yedi Doğal Harikası

  • Grand Canyon
  • Büyük Set Resifi
  • Rio de Janeiro Limanı
  • Everest Dağı
  • Aurora
  • Parícutin volkanı
  • Victoria Şelaleleri

Doğanın Yedi Yeni Harikası

  • Iguazu Şelalesi.
  • Jeju Adası
  • Komodo Adası
  • Puerto Princesa Yeraltı Nehri.
  • Masa Dağı
  • Ha Long Koyu.
  • Amazon Yağmur Ormanları

İnsanoğlu yani bizler duyguları olan canlılarız. İnsanlık var olduğundan beri duygularını bir şekilde dışa vurmuştur. Bu dışa vurmalar duygularımızın bir nevi somutlaşmış hali olan eserler de bırakmıştır. Bizler de bu sayede bizden önceki atalarımızın neler yaşadıklarına, neye inandıklarına şahit oluyoruz. Göreceli de olsa bu kalıntılar üzerinden yorumlar yapabiliyor ve geçmişi analiz edebiliyoruz. Böylece geçmişten günümüze bilgi ve kültür aktarımları yapabiliyor daha da önemlisi geçmişin rehberliğinde geleceğimizi de şekillendiriyoruz. İşte Dünyanın Yedi Harikası da insanoğlunun duygularını somutlaştırma noktasında inşa ettiği yedi tane yapıyı ele alıyor. Kimisi kutsal bir mezar olması için, kimisi dönemin inanışına göre tanrılara hediye etmek için, kimisi tapınmak için inşa edilmiş bu yapıların ortak özelliği insanı insan yapan aklın, yine insan olduğumuzu hissettiren duygular ile birleşmesi sonucu oluşmuş olmasıdır. Dönemin şartları ve donanımları ele alındığında insan üstü bir emek ve özveri gerektiren yapılardır. Günümüzde Dünyanın Yedi Harikası’ndan günümüze kalan sadece bir yapı bulunmaktadır. Diğerleri yangın, deprem, yağmalama gibi nedenlerle yıkılmış ve günümüze kadar ulaşmayı başaramamışlardır. Günümüzde ayakta olan tek yapı Mısır’da bulunan Keops Piramidi’dir. Keops Piramidi dışında Babil’in Asma Bahçeleri, Zeus Heykeli, Artemis Tapınağı, Kral Arsoloumos’un Mezarı, Rodos Heykeli ve İskenderiye Feneri Dünyanın Yedi Harikasını oluşturmaktadır.  Gelin Keops Piramidi’ni ve kaybolan diğer harikaları daha detaylı inceleyelim.

KEOPS PİRAMİDİ

1200x600%20keops%20piramidi.jpg

Dünyanın Yedi Harikası içinde ayakta kalmayı başarabilmiş tek yapı Keops Piramididir. Gize’de piramitlerin en büyüğü ve en gizemlisidir. Mısır firavunu Khufu adına bir anıtsal mezar olarak inşa edildiği düşünülmektedir. 1900’lerin başına kadar yani 3800 yıl boyunca kütlesi bakımından Dünya’daki en büyük yapay (insan yapımı) yapı olarak kabul edilmiş ve yükseklik rekoru 4000 yıl boyunca kırılamamıştır.

Büyük Piramit'in inşa tekniği hakkında günümüzde çok çeşitli varsayımlar bulunmaktadır. İnşa tekniği hakkındaki varsayımlardan birine göre yapılan spiral bir rampadan çıkarılan taş bloklar üst üste konuyordu. Rampa çamur kaplanıyor, sulanıyor ve taş bloklar itilerek kaydırılabiliyordu. Bir başka varsayıma göre taş bloklar dev manivelalarla kaldırılıyordu.

Antik Mısır tarihi ile ilgilenen tarihçilere göre Keops Piramidi firavun Khufu için bir mezar olarak ve kimilerine göre 14 kimilerine göre ise 20 yıl süren bir inşaatın sonucunda MÖ 2551 yılında tamamlandığı düşünülmektedir. Yapının mimarının ise Khufu’nun veziri olabileceği şeklinde varsayımlar mevcuttur. Keops Piramidi, 138 m yükseklikte, yontma taştan yapılmış kare tabanlı bir piramittir. Bu piramidin orijinal yüksekliğinin 146,478 m olduğu sanılmaktadır. Fakat zaman içinde yıpranmış ve tepe kısmında kısalma olması nedeniyle günümüzde yüksekliği 138,75 m'dir. Taban kenarlarından her biri 230m uzunluktadır. Yapılan hesaplamalara göre piramidin kütlesi 5,9 milyon ton ağırlığında, hacmi ise 2.500.000 m³'tür. İşte piramidin inşa süresi de bu şekilde hesaplanmıştır. Her gün 800 ton taş taşındığı varsayılmış ve inşaat süresinin 20 yıl kadar sürebileceği hesaplanmıştır.

Piramidin tabanının dört kenarının birbirlerine eşit olduğu görülmektedir. Taban yatay ve hemen hemen düzdür. Tabanın en alçak ve en yüksek noktaları arasındaki fark 21 mm’dir. Kare tabanın kenarları 4 açısal dakika göz ardı edilirse, manyetik kuzey yerine gerçek kuzey esas alınıp, tam olarak dört ana yöne oturtularak hizalanmıştır ve 12 açısal saniye göz ardı edilirse, taban hatasız bir karedir. Petrie’nin ölçümlerine ve sonraki çalışmalarına göre, orijinal halinde, piramit 280 kübit yüksekliğinde idi ve her bir kenarı 440 kübit uzunluğundaydı. Bu oranlar π/2’ye eşittir ki bu da 22/7’ye, yani %0,05’lik fark göz ardı edilirse π sayısına denk düşer. Bazı bilim adamları bu sonucun tesadüfen ortaya çıkmadığını, bilerek ve maksatlı olarak hesaplamalarda pi sayısının kullanıldığını belirtmişlerdir. Bu da pi sayısının Pisagor’ dan çok daha önceleri Mısırlı bilimciler tarafından bulunduğunu ve kullanıldığı anlamına gelir.

Ünlü Mısırbilimci Verner konuya ilişkin olarak şöyle yazıyor: “Eski Mısırlılar pi sayısını kesin olarak belirlememişlerse de bunu uygulamada kullandıkları görülmektedir.” Piramitler üzerinde ilk hassas ölçümlerde bulunmuş uzman olan Petrie ise şu sonuca varmıştı: “Piramidin yüzeylerinin matematiksel ilişkileri ve dairesel oranları rastlantıyla açıklanamayacak derecede, o kadar sistemlidir ki, bunların projede öngörüldüğünü, yani inşaatçıların tasarımında mevcut bulunduğunu kabul etmek zorundayız.” Petrie, daha o zamandan kitabında şöyle yazıyordu: “Buradan şu sonucu çıkarıyoruz ki dairenin çapına bölümünün yaklaşık oranı olan 22/7 oranını bilmekteydiler.” Eğimli yüzeylerde eğim birimi olarak seked’i kullanan eski Mısırlılar bu oranları piramidin eğimleri 51.843° ya da 51° 50′ 34″ olan dört dış yüzeyinde de uygulayarak, bu oranları bildiklerini bir kez daha ifade etmiş bulunmaktadırlar.

RODOS HEYKELİ

1200x600%20rodos%20heykeli.jpg

Antik çağlarda Rodos Adası’nın girişinde inşa edilmiş bugün yerinde olmayan heykel Dünyanın Yedi Harikasından biri olarak kabul edilmektedir.

Büyük İskender’in ardılı durumunda olan Makedonyalı Antigonitler Rodos’u kuşatmış ve kuşatma tam bir yıl devam etmişti. Bir yılın sonunda Rodoslular Antigonitler ile barış anlaşması imzalamış ve kuşatma sona ermişti. Bunun sonucu olarak güneş tanrısı Helios’a şükranlarını sunmak için onu tasvir ve temsil eden 32 metre yüksekliğinde dev bir heykel yapmışlardı. Bu heykelin bacaklarının arasından gemilerin geçtiği rivayet edilir ama bilimsel olarak düşünüldüğünde o zamanın şartlarıyla böyle bir heykel yapmanın mümkün olmayacağı genel kanısı tüm bilim çevrelerince kabul görmektedir. Heykelin yapımı tam 12 yıl sürmüş ve yapımında tunç kullanılmıştı. Bugün geriye hiçbir kalıntısı kalmayan heykel milattan önce 225 yılındaki büyük depremde yıkılmış ve birkaç asır boyunca yana yatık vaziyette kalmıştır.

Günümüzde nasıl ve neye benzediği ile ilgili kulaktan kulağa anlatılanlar ve geçmişte çizilen gravürler dışında bir veri bulunmayan Rodos Heykeli Amerika’da bulunan meşhur Özgürlük Heykeli’nin oluşmasında da büyük bir paya sahiptir. Öyle ki  Frederic Auguste Bartholdi Özgürlük Heykeli’ni tasarlarken Rodos Heykeli’nin betimlemelerini birçok kez tekrar tekrar okuduğunu, heykel ile ilgili bulabildiği bütün bilgileri bir araya topladığını ve eserini tasarlarken bu bilgilerden yola çıkarak tasarladığını belirtmiştir. Yani Özgürlük Heykeli yeni çağın Rodos Heykeli’dir diyebiliriz.

ZEUS HEYKELİ

1200x600%20zeus.jpg

Zeus Heykeli Yunanistan’ın en büyük dağı ve aynı zamanda Yunan Tanrılarının evi olan Olimpos Dağı’nda inşa edilmiştir. Günümüzde birkaç tane kalıntısı bulunabilen heykelin kalan parçaları Paris’te ki Louvre müzesinde sergilenmektedir. Hala dünyaca ünlü mimar Fidias tarafından milattan önce 4 ve 5. Yüzyıllar arasında yapılmıştır. Heykel Tanrıların en kudretlisi Zeus’u tahtında otururken tasvir etmektedir. Üzeri bir çeşit tapınak gibi bir kubbe ile çevrilidir. Zeus tahtında oturur vaziyette tapınağın içine sığabilmektedir. Heykelin hemen arkasında diğer Yunan Tanrılarını betimleyen sfenksler ve kabartmalar bulunur. Uzunca bir süre Roma halkı tarafından tapınak vazifesi görmüş fakat imparatorluğun Hristiyan olmasından sonra imparator tarafından put olarak değerlendirilmiş ve putperestliği temsil ettiği gerekçesi ile ziyaretler yasaklanmıştır. Sonrasında başkentin İstanbul’a yani o zamanki adı ile Konstantinopol’e taşınmasıyla imparatorun emri ile heykel de İstanbul’a getirilmiştir. Ancak depremler ve yangınlar sonucu ne yazıkki heykel yıkılmış ve kalan parçaları da Fransa’da sergilenmektedir. Heykelde Zeus’un derisi fildişinden, sakalları ve elbiseleri ise altından meydana geliyordu. Heykeli görebilmeniz için bir çeşit karanlık geçitten geçmeniz gerekiyordu ve geçitten heykelin parlayan fildişi derisini görmek görenleri oldukça etkisi altına alıyordu.

İSKENDERİYE FENERİ

1200x600%20iskenderiye.jpg

İskenderiye Feneri Mısır’ın İskenderiye şehrinde antik zamanda inşa edilen ve bugüne kadar yapılan bütün deniz fenerlerinin en büyüğüdür. Günümüzde bulunmamaktadır. En son kalıntılarına 1500 civarında rastlanmıştır. Yıkılmadan önceki çizimleri ve betimlemeleri kendisinden sonra yapılan bütün deniz fenerlerine örnek olmuştur. Üç bölümden oluşan fenerin mimarı Sostratus'tur. Kaidesi ile birlikte 135 metre yüksekliğinde olan fener, beyaz mermerden yapılmıştı. Tepesinde bulunan, tunçtan yapılmış büyük bir ayna 70 kilometre uzaklıktan görülüyor ve limana giren gemilere rehberlik ediyordu. Alt bölümü dikdörtgen şeklinde ve yaklaşık 55 metre yüksekliğindeydi. Orta bölüm, yukarıya doğru giden rampası olan bir silindir şeklindeydi. Yaklaşık 27 metre yüksekliğindeydi. Üst bölüm ise silindir şeklindeydi ve üzerinde alevin bulunduğu bir odası vardı. Antik dünyanın yedi harikası içinde günlük işler için kullanılan tek yapıdır.

BABİL’İN ASMA BAHÇELERİ

1200x600%20babilin%20asma%20bah%C3%A7eleri.jpg

Babil'in Asma Bahçeleri, Dünyanın Yedi Harikası'ndan biridir. Tam konumu belli olmasa da bugün Irak'ın Hille şehrinin yakınlarındaki Babil kentinde inşa edildiği tahmin edilmektedir. Babilli Berossus, bahçeleri II. Nebukadnezar'ın inşa ettirdiğini aktarmaktadır, ancak Babil metinlerinde bahçelerden bahseden kesin bir ifade yoktur ve bahçelerin varlığına ilişkin kesin bir arkeolojik delil de bulunmamaktadır.

Anlatılan hikâyeye göre rivayet odur ki, Babil'in Asma Bahçeleri Babil Kralı II. Nebukadnezar tarafından, memleketinin yeşil tepelerini ve vadilerini özleyen eşi Kraliçe Amytis için inşa ettirilmiştir.

ARTEMİS TAPINAĞI

1200x600%20artemis.jpg

Artemis Tapınağı Diana Tapınağı olarak da bilinmektedir. Türkiye sınırları içinde bulunan Artemis Tapınağı günümüze kadar bütünlüğünü ne yazık ki koruyamamıştır. İzmir’in Selçuk ilçesinde milattan önce 550 yılında inşa edilmiş ve tanrıça Artemis’e adanmıştır. Tapınak olarak tasarlanmış ve tamamen mermerden inşa edilmiştir. Günümüzde Artemis Tapınağı’ndan geriye sadece birkaç tane mermer parçası kalmıştır. Tapınağın inşası Lidya Kralı Kroisos’un emri ile başlamış ve yaklaşık 120 yıl sürmüştür. Bu arada dipnot olarak belirtmekte fayda var Kroisos aslında hepimizin yakından tanıdığı bir isim. Kroisos döneminde Lidyalılar refaha kavuşmuş, altın ve değerli madenlerin işlenmesi ve satışı hız kazanmış Lidya büyük bir ticaret ve bolluk merkezi olmuştur. Tabi bu durumdan nasibini en fazla alanda Kroisos olmuştu. Öylesine zengindi ki ünü ülke sınırlarını aşmış, Pers İmparatorluğuna, Arap coğrafyalarına kadar ulaşmıştı. Evet Kral Kroisos İslam Tarihi’nde ve Pers kaynaklarında da adı sıkça geçen hepimizin yakından tanıdığı Karun isimli şahıs aslında. Neyse konumuza dönelim.

Kompleks bir yapı olarak inşa edilen tapınak bereket tanrıçası Artemis’e ithafen yapıldığından dolayı, aynı zamanda etrafında bir çeşit Pazar yeri de bulunuyordu. İnanan insanlar tanrıçalarına şükranlarını sunabilmek için bu çarşıdan alışveriş yapıyor değerli takılar altınlar kumaşlar alıyor ve tapınağa giderek tanrıçalarına sunuyorlardı. Efesliler Artemis’e öyle önem veriyorlardı ki tapınak hasar gördüğünde veya kısmen yıkıldığında hemen onarıyorlardı. Çünkü Artemis’in onlara kızıp kuraklık, salgın, yangın gibi felaketler çıkartacağına inanıyorlardı.

Milattan önce 356 senesinde Efes’te Herostratos isimli bir genç yaşıyordu. Bu genç adam adını tarihe kazımak ve binlerce yıl sonra dahi bilinmek istiyordu. Bu sebeple Artemis Tapınağını ateşe verdi ve büyük bir yangın çıkardı. Artemis Tapınağı büyük hasar almıştı. Ancak Artemis’e inanan insanlar hızlı bir şekilde tapınağı onardılar. Ancak genç Herostratos’un Artemis’in evini ateşe verdiği gün başka bir olay daha yaşandı dünya üzerinde. Aynı gece Büyün İskender doğdu. O geceden yıllar sonra İskender’in dünya sahnesinde eşsiz bir iz bırakmaya başlamıştı bile. Artemis’in inananları ise İskender’in doğduğu gün çıkan yangını kastederek, Artemis o gece İskender’in doğumuyla o kadar yakından ilgilenmişti ki, aynı sıralarda evi yanarken umrunda bile olmamıştı, demişlerdir. Daha sonra milattan önce 200 civarında büyük bir yangınla büyük ölçüde yıkılmış fakat halkın büyük bir kısmı Hristiyan olduğu için artık manevi bir değer taşımadığından halk tarafından restore edilmemiştir.

Sidonlu Anteper Dünyanın Yedi Harikası kitabını yazarken Artemis için şöyle söylemiştir:

“Mağrur Babil'in üstünde savaş arabaları için yol olan duvarını ve Alpheus'taki Zeus heykelini ve asma bahçeleri gördüm ve Güneşin kolosusunu ve yüksek piramitlerin devasa işçiliğini ve Mausolos'un engin mezarını; ama Artemis'in bulutlar üzerine kurulmuş evini gördüğümde diğer tüm harikalar parlaklıklarını kaybetti ve dedim ki "İşte! Olimpus'un dışında, Güneş hiç bu kadar büyük bir şeye bakmadı.”

Bizanslı Philon ise Artemis Tapınağını betimlerken şu ifadeleri kullanmıştı:

“Kadim Babillilerin kudretli işçiliğini ve Mausoleus'un mezarını gördüm. Ama bulutlara doğru yükselen Efes'teki tapınağı gördüğümde, diğerlerinin tümü gölgede kalmıştı.”

HALİKARNAS MOZOLESİ

halikarnasmozolesi.jpg

Evet geldik harikalar listemizin son harikası olan Halikarnas Mozolesi’ne. Halikarnas Mozolesi Kral Mausolos anısına kız kardeşi Artemisia tarafından yaptırılmış anıtsal bir mezardı. O kadar büyüktü ki Dünya’nın Yedi Harikası arasına girmeye uygun bulunmuştu. Mozolenin sütunları Yunan mimarisine uygun olarak inşa edilmiş ve çatısı ise Mısır mimarisine göre yapılmıştı. Bu yönüyle benzersiz olan yapıt kendisinden sonra gelen bütün anıtsal mezarlara mozole denmesine neden olmuştur.

Mezarlığın bulunduğu alan bugün ne yazık ki bir çukur olarak görülüyor. Asıl yapıdan günümüze pek bir şey kalmamış durumda. Ancak yine de alan içinde Kral Mausolos’un kabartmalarına ulaşılabiliyor. Mozolenin tabanının kısa kenarı 105 metreden, uzun kenarı ise 250 metreden oluşuyordu. 250 metrelik kenarların her birinde on bir, 105 metrelik kenarlarda da yedişer tane İon tarzı sütun yükseliyordu.  Hemen sütunun üzerinde 24 basamaklı bir piramit yer almaktaydı. Piramit çatının en üstünde ise atların çektiği bir araba içinde kralın ve kız kardeşi Artemisia’nın heykelleri yer alıyordu. Plinius’ un metinlerinde anlattığına göre mozolenin yüksekliği 180 ayaktı. Ayak İonlar’ın kullandığı bir çeşit ölçü birimi ve bu ölçüye göre hesaplandığında mozolenin yüksekliğinin 55 metre kadar olması gerekiyor. Zaten mozolenin kalıntılarını görmeden önce hemen orda bulunan sergi salonunu görmeniz gerekiyor. Burada bulunan mozolenin maket versiyonunda da bu ölçü baz alınmıştır.

Anıtın ne zaman yıkıldığı ve ne kadar süre ayakta kaldığı ile ilgili araştırmalar yapılmıştır. Yazılı metinlerde mozoleyi sağlam olarak gören son kişinin Piskopos Eustathios olduğunu görüyoruz. Onun yaşadığı dönem baz alındığında mozolenin yaklaşık 1500 yıl boyunca ayakta kaldığı bilgisine ulaşabiliyoruz. Metnin yazılma tarihi ise yaklaşık olarak milattan sonra 1200 civarına denk geliyor. Sonrasında 1402 senesinde Saint Jean Şövalyeleri geldiklerinde anıtın yıkık olduğunu görmüşler ve anıtı taş ocağı olarak kullanmışlardır. Buradan aldıkları taşlar ile bodrum kalesini inşa etmişlerdir. Yani mozolenin taşları bugün Bodrum Kalesi’ni oluşturan taşlardır. Hatta bundan 200 yıl öncesine kadar Bodrum Kalesi’nin duvarlarında Kralın kabartmaları yer almaktaydı ancak İngiliz diplomat ve arkeolog Stratford Canning dönemin padişahı Abdülmecid’den izin alarak kalede yer alan kabartmaları İngiltere’ye götürmüştür. Ondan hemen sonra yine Birleşik Krallık adına ünlü arkeoloh Charles Thomas Newton’da burada kazı çalışmalar yapmış ve kazı sırasında bulunan Kral ve kız kardeşi Artemisia’nın heykellerini ve onları taşıyan arabayı Londra’ya götürmüştür. Günümüzde bu eserler British Museum’da görülebilir.

Bugün Halikarnas Mozolesi’ nden kalan kalıntılar oldukça az olmakla birlikte sergi salonunda görülen heykel ve kabartmalar bundan 100 yıl öncesine kadar görülebiliyorken bugün aynı salonda bulunan heykel ve kabartmalar asıl heykel ve kabartmaların alçıdan birer kopyalarıdır.