Çukurova’nın Lezzet Durağı: Adana

Çukurova’nın Lezzet Durağı: Adana

30 Ağustos 2021

Adana’da Nerede Ne Yemek Yenir? | Adana’nın Meşhur Yemekleri

Adana denince aklınıza ilk ne geliyor? Tabi ki yemekleri. Güneşe ateş edenleri, meşhur adliye kavgalarını, Her haber bülteninde bir kez bile olsa yer almalarını saymazsak. Adana sıcak bir yer. Özellikle yaz aylarında 50 dereceyi bulan hava sıcaklığı ve yüksek nem oranı gerçekten dayanılmaz hale gelebiliyor. Dedik ya sıcak memleket diye insanı da öyle. Düz, olduğu gibi, samimi ve aynı zamanda duygusal buranın insanı. Ama ne duygusal. Burada insanlar duygularını en üst seviyede yaşıyorlar diyebiliriz. Bence Adana’nın bu kadar çok haberlere konu olmasının sebebi de bu bence. İzlenimlerime göre buranın insanı, karşısındaki insanı o kadar çok seviyor ve benimsiyor ki, sonrasında en ufak bir münakaşada bu ilgi, sevgi çok kolay bir şekilde sinire dönüşüyor ve olanlar oluyor. Bir garip memleket burası. Buna sebep olan sıcak mıdır, ekmeğinden midir, suyundan mıdır bilinmez ama biz bu yazımızda ekmek ve su kısmı ile ilgileneceğiz ve Adana’nın tüm lezzetlerini sizler için kaleme almaya çalışacağız.

Gaziantep, Hatay, Şanlıurfa ve Adana dörtlüsü ezelden beri kıyasıya bir rekabet içinde ve her şehir kendi mutfağının daha iyi olduğunu iddia etmekte ve bu tatlı rekabet yıllardır süregelmekte. Aslına bakacak olursanız, her şehrin kendine has tatları ve iyi olduğu noktalar var. Gaziantep lahmacunu ile baklavası ile ön plana çıkarken, Adana kebabı ile, şalgamı ile, Şanlıurfa ciğeri ile Hatay döneri ile künefesi ile ön plana çıkıyor. Yalnız şunu söylemek gerek. Hatay künefesini, Gaziantep lahmacununu, her yerde yiyebilirsiniz. Ama Adana kebabını Adana’da yemeniz gerek. Başka yer böyle yapılamıyor bu kebap. Mesela Adana’da kebabın yanında pilav servis edilmiyor. İnsanlar size garip garip bakıyorlar. Hemen her kebapçıda yemeğin yanında en az 5 çeşit salata ve meze servis ediliyor. Öncesinde atıştırmalıklar lahmacunlar, çiğ köfteler, içli köfteler servis ediliyor. Sakın ha yanılıp bir iki lokma atıştırayım demeyin. Çünkü o kadar lezzetli ve zengin ki önünüzde ki menü, ana yemek gelmeden doymanız işten bile değil. Ve burada yemek tek fiyat. İlginç bir şekilde kebap istiyorsunuz yanında 10 tane tabak ile geliyor. Soğan salatası, ezme salatası, çoban salatası, yeşillik tabakları, közlenmiş biber, domates tabağı, süzme yoğurt, közlenmiş patlıcanlı süzme yoğurt, içine salatalık doğranmış süzme yoğurt, mevsim salata ve bunların hepsi fiyata dahil. Ortalama olarak bir kebap menü fiyatı 40-50 ₺ arasında değişiyor. Ve bu fiyatlar şehrin en bilindik en seçkin mekanları için geçerli olan fiyatlar. Haydi gelin detaylara birlikte bakalım. Adana’da nerede ne yenir? Hangi mekân, hangi yemekte şöhret olmuş birlikte inceleyelim.

Adana’da Ne Yenir?

Adana mutfağı o kadar geniş ki, bazen seçenekler arasında kayboluyorsunuz. Adana Kebap, diğer mangal yemekleri, sakatat mutfağı, aperatifler ve daha birçok yemek çeşidi keşfedilmeyi ve tadılmayı bekliyor.

Adana Kebap

Evet şehrin en ünlü yemeği Adana Kebabı ile lezzet durağımıza başlıyoruz. Adana Kebabı için en önemli etkenin et seçimi olduğunu öğrendik bu işin ustaları ile yaptığımız sohbetler neticesinde. Adana Kebabı için Adana bölgesinde yetişmiş kuzu eti tercih ediliyor. Kuzu eti olması önemli çünkü koyun eti bu eşsiz kebabın tadını bozabiliyor. Kuzu eti ve kuyruk yağı ve salçalık biber bir arada kıyılıyor ve içerisine sadece tuz ve kırmızı biber ekleniyor. Alıştığımız ve bildiğimiz Adana Kebabı bu şekilde değil diyoruz gittiğimiz lokantalardan birinin ustasına. Başka baharat eklemeyecek misiniz diye soruyoruz. Olur mu canım, köfteci mi burası diyor. O dediğiniz köftecide olur burası kebapçı diyor. İlk dersimizi böylece alıyoruz ve başlıyoruz derin bir muhabbete. Bir yandan etler pişerken bir yandan Adana mutfağı ile ilgili bilgiler alıyoruz. Ve Adanalı bir ustanın yanında yemek konusunda fikirlerimizi kendimize saklamayı öğreniyoruz. Dikkatimizi çeken ilk şey etlerin makinede değil elde kıyılması oluyor. Neden kendini yorduğunu soruyoruz ustaya. Aldığımız cevap net oluyor. Makinede olmaz diyor. Elde zırhla kıyılması lazım yoksa olmaz diyor. Biz de neden diye sormuyoruz ustamıza işi ehline bırakıyoruz. Ustayı izlerken fark ediyoruz ki sorumuz anlamsız bir soru olmuş çünkü gezdiğimiz diğer yerlerden de gördüğümüz ortak izlenim, Adanalı kebap ustalarının makineye ihtiyacı yok çünkü o kadar hızlı ve seri çalışıyorlar ki hiçbir makine bu hıza ve lezzete yetişemez. Özellikle öğle arasında esnafın ve diğer çalışanların da yemek talepleri artıyor ve ortalama bir Adanalı kebap ustası aynı anda 50-60 kişilik kebap pişirebiliyor. Aynı anda yanında bulunan yardımcısı ise pişen etleri paketleyip servise hazır hale getiriyor ve kuryeye teslim ediyor. İnanılmaz bir senkronizasyon izliyoruz ve şok oluyoruz. Etlerin pişmesini beklerken kebabın kokusu içimize doluyor ve acıktıkça acıkıyoruz. Öyle güzel bir koku var ki havada, üstelik bütün sokağı kaplamış durumda. Kokuyu duyan geliyor. İçerisi tıklım tıklım oluyor. Bir an önce tadına bakmak için sabırsızlanıyorsunuz ki o da ne? Masanızın başında bir garson elinde kocaman bir tepsi ile geliyor. Kocaman derken abarttığımı düşünüyorsunuz ama inanın abartmıyorum. Öyle bir tepsi ki üzerinde hemen hemen 10 adet tabak bulunuyor. Çeşit çeşit meze, fındık lahmacun, köfteler derken masada kebap için yer kalmıyor. Karnınız da biraz açsa başlıyorsunuz atıştırmaya. Pilav olmadığını görüyoruz. Dikkatimizi çekiyor ve ustaya soruyoruz. Usta cevap vermiyor. Sadece bıyık altından hıh! Diyerek gülüyor ve cevabımızı alıyoruz. Zaten pilava gerek olmadığını da çok geçmeden anlıyoruz. Daha kebap gelmeden doyduğumuzu fark ediyoruz. Aman diyelim gideceklere tavsiyemizdir. Önden gelen o mezelere köftelere aldanmayın. Sabredin kebabın gelmesini bekleyin. Yemek faslı bittiğinde anlıyoruz ki bizler bugüne kadar Adana Kebap yediğimizi sanmışız ve köfte yemişiz. Adana Kebap için Adana’ya gitmelisiniz. Şehir kebap konusunda o kadar yaygın bir hizmet sunuyor ki, hemen hemen bütün lokantalar aynı standartlarda ve lezzette kebap servisi yapıyor. Hatta burada yaşayanlar en lezzetli kebap yol kenarında, tabla diye tabir edilen seyyar kebapçılarda olur diyor. Biz yediğimiz her kebabın lezzetine doyamadık ve her biri ayrı ayrı güzeldi. Tavsiye olması amacıyla buraya not bırakıyoruz. Kebapçı Hasan Usta, Tarihi Kazancılar Restoran (fasıl, rakı ve kebap için en ideal mekanlardan biri), Onbaşılar, Asmaaltı, Kolcuoğlu, Kebapçı Şeyhmus (Adana’ya yolu düşen her ünlü kişinin fotoğraflarını görebilirsiniz.), Kebapçı Mesut ve daha birçok yer sizlere eşsiz Adana Kebabı lezzetini sunacaktır.

Ciğer

Şehirde bu kadar çok kebapçı varken, ciğer olmaz mı? Elbette olur. Hem de en iyisi olur. Urfa’da da ciğer yemişliğim var. Ancak burada ki ciğer çok güzel. Ağızda dağılıyor ciğer, kuru değil aroması lezzeti harika. Hemen soruyoruz ustaya sebebini. Kuzu ciğeri diyor. Biraz mağrur biraz da sitemli bir şekilde sahip çıkıyor ciğer kebabına. Dana ciğerinden kebap olmaz diyor. Karşı bir yanıta ve itiraza tahammülü yok gibi hissediyoruz, üstelemiyoruz. Zaten yediğimiz ciğer de ustamızı doğruluyor. Aynı kebapta olduğu gibi yanında bir sürü meze ve salata ile geliyor. Üstelik fiyatlar da çok uygun. Şunu fark ediyoruz ki Adana’da aç kalmak için ekstra bir yeteneğiniz olması gerekiyor. Her damağa her bütçeye göre yemek bulabiliyorsunuz. Ciğer yiyebileceğiniz yerler Birbiçer Ciğer, Ciğerci Ertan, Ciğerci Bedo, Bol Kepçe, Hasan Usta. Aslında burada kebap yapan her restoran ciğer de yapıyor. Ancak Birbiçer ve Ertan kesinlikle favori.

Kaburga

Kaburganın o bilindik harika lezzetini bir de Adanalı ustaların elinden tadın. Kaburgacı Yaşar Usta bu konuda nam salmış bir restoran. Sanayi çarşısının içinde bir esnaf lokantası ama bu bir kamuflaj olabilir çünkü ünü o kadar fazla ve gelen giden yoğunluğunu görünce şaşırmamanız imkânsız. Kaburga da hemen her yerde bulabileceğiniz bir lezzet. Adana’da her yemek için ayrı ayrı mekanlar bulunmuyor. Ciğercide kebap da oluyor, kebapçı da kaburga da. Burada etin her türüne çok kolay bir şekilde ulaşabiliyorsunuz ve hemen hemen her mekânın belli bir standardı var. Öğreniyoruz ki standart bir Adana lezzetini veremeyen mekanlar bu şehirde çok barınamıyor.

Lahmacun

Etin her türlüsünde olduğu gibi lahmacun konusunda da Adana’nın kendine has bir tarzı var. Bildiğimiz Antep usulü lahmacundan daha küçük, fındık lahmacundan daha büyük bir lahmacunu var Adana’nın. İnce hamur üzerinde yapılıyor ve odun fırınında pişiyor. Antep lahmacunundan farklı olarak sarımsak yerine soğan kullanılıyor ama tadı bir harika. Fırından çıtır çıtır çıkıyor ve size limon sıkıp yemekten başka bir çare bırakmıyor. Yanında hemen her yerde bulabileceğiniz yayık ayranı tavsiyedir.

Şırdan

Gelelim Adana’ya has, en ilginç yemeklerden en ünlüsüne. Şırdan. Yiyenin bırakamadığı, yemeyenin yemeye cesaret edemediği bir yemek şırdan. Aslında bir sakatat ürünü. Koyunun midesinde bulunan bir parçadan yapılıyor. Her koyundan bir tane çıktığı için oldukça kıymetli bir sakatat. Talepte bir hayli fazla olunca Adana’da kesilen hayvanların şırdanları talebi karşılamadığı için son zamanlarda fiyatları bir hayli yükselmiş durumda. Şehir halkı da yıllardır severek yediği bu lezzetin fiyatının bu kadar artmış olmasından oldukça şikayetçi. Hatta öyle ki Adana’nın şırdan ihtiyacını karşılamak için çevre illerden ve hatta Suriye’den bile şırdan getirtiliyormuş şehre. Bu yüzden artan bu ihtiyacı karşılayabilmek adına son zamanlarda dana şırdanları da sofralarda yerini almış durumda. Şırdanın içerisine pirinç ve baharatlardan oluşan pilav benzeri bir içlik hazırlanıyor. Daha sonra dev kazanlarda haşlanıyor ve halka açılıyor. Burada büyük, küçük, kadın, erkek demeden herkes şırdanı seviyor ve tüketiyor. İlk izlenim açısından oldukça şanssız bir yemek olan şırdana gönlünüzü fethetmesi için ufacık bir şans vermeniz yeterli oluyor. Şekil açısından pek tercih edilesi bir yemek değil ancak peki ya tadı? Buranın halkından şırdanın ve diğer sakatat ürünlerinin özellikle toplu halde gerçekleşmiş felekten bir gecenin sonunda tüketilmesi tavsiye ediliyor. Alkol tüketen biriyseniz gecenin sonu bazen çorbacıda ama genellikle şırdancıda bitiyor. Tadı biraz mumbarı ve karın dolmasını andırıyor olsada kesinlikle kendine has bir tadı olduğunu söylemek gerek. Evet ben de ilk gördüğümde ön yargılı düşündüm ve ısrarlar üzerine tadına bakmamla birlikte 3 taneyi ne zaman yediğimi fark etmedim bile. Bol kimyon ve pul biber eklemenizi tavsiye ederim. Şırdan özellikle sakatat olması nedeniyle her yerden yenebilecek bir yemek değil ne yazık ki. Özenle temizlenmiş ve lezzeti konusunda ün yapmış mekanları tercih edebilirsiniz. Tavsiyemiz, Şırdancı Bedo, Şırdancı Kemal, Şırdancı Ali Baba olabilir. Hadi ne duruyorsunuz. Afiyet olsun!

Kırkkat

Ben kırkkata, minyatür şırdan diyorum. Tadı kesinlikle şırdandan daha iyi, ama pek keşfedilmemiş bir lezzet. Adana’da bile şırdan daha çok tercih ediliyor ama ağzının tadını bilenler kırkkat yiyor. Şırdanın yurt genelinde bir şöhreti olduğu kesin. Reklamın iyisi kötüsü olmaz mantığıyla bakarsak olaya şekli itibariyle tüm Türkiye halkı tarafından bilinen bir yiyecek. Kimileri kesinlikle ağzıma sürmem derken kimileri yemeyen insanlara acıyarak ve üzülerek bakıyor. Kırkkat ise öyle değil. Kırkkat ortalama olarak portakaldan biraz küçük, mandalinadan biraz büyük şekilde olarak küreye benzeyen yine bir sakatat ürünü. İçerisinde şırdanda olduğu gibi pilavımsı bir dolgu içeriği mevcut. Yalnızca şekil itibari ile daha kolay sindirilebilir tipte bir yiyecek. Şırdandan farkı ise kırkkatın sakatat olan kısmı daha kalın ve bu da sakatat yememe sebebimiz olan o sakatat tadını daha yoğun almamızı sağlıyor. Şırdan mı? Kırkkat mı? Derseniz eğer cevabım net olacak. Şefim ordan bana bir şırdan bir kırkkat çeeeek! 😊

Börek

Adana’nın börek sofrası da et sofrası gibi oldukça büyük ve hemen her yerde bir börekçi bulabilirsiniz. Kahvaltı ve aperatif tercihleriniz için gidebileceğiniz birçok seçenek mevcut. Adana’da özellikle su böreği ve kol böreği ön plana çıkıyor. O bildiğimiz tereyağlı çıtır çıtır su böreğini Adana’da da bulabileceğiniz birçok mekan var. Birçok şubesi olan oldukça güzel kol böreği yapan börekçilerin başında Bizim Börekçilik gelmekte. Peynirli ve kıymalı börek seçenekleriyle kesinlikle işlerinin en iyilerinden. Özellikle tavsiye ederiz. Giderseniz açık yayık ayranı içmeyi unutmayın. Bol köpüklü ve buz gibi yayık ayranının kıvamı ve lezzeti sizi anında yakalayacak. Bir diğer börek seçeneği ise Börekçi Rıza. Eski Vakıflar Sarayı’nın arkasına düşen konumu ile babadan oğula devam eden bir efsane Börekçi Rıza. Anlatılana göre yıllar yıllar önce Rıza Bey evinde yaptığı börekleri seyyar arabasına koyar ve sabahın erken saatlerinde Vakıflar Sarayı’nın önünde ekmek parasının peşine düşermiş. Zamanla böreğinin lezzeti kulaktan kulağa yayılınca seyyar olarak taleplere yetişemez olmuş ve mekanını evine taşımış. İki katlı evinin bahçesinde börek yapmaya ve insanlara sunmaya devam eden Rıza Bey’in şöhreti öylesine yayılmış ki evin bahçesi her gün tıklım tıklım oluyormuş. Rıza Bey şimdi hayatta değil ama aynı ev aynı bahçe hala tıklım tıklım ve Rıza Bey’in oğulları babalarından kalan mirası aynı titizlikle devam ettiriyorlar. Böreğin tadı mı? Ha-ri-ka! Sanırım bir insana babasından daha iyi bir miras kalamaz. Ne evler ne hanlar ne saraylar hiçbiri bu eşsiz lezzet kadar sıra dışı olamaz. Mekan Adana’nın en salaş mahallelerinden birinde evden bozma bir yer olsa da, şöhretinin büyüklüğünü kapının önünde park eden arabaların modellerinden anlayabiliyorsunuz. 7’den 70’e her kesimden her çeşit insan Börekçi Rıza’ya gidiyor. Yalnız Cumartesi günleri kapalı olduğunu ekleyelim. Ne alaka diyebilirsiniz. İşlerin en yoğun olduğu gün neden kapalı burası? Mekanın sahibi Cumartesi günleri tatil yapmayı tercih ediyor😊

Şalgam

Evet yine Adana’ya has bir içecek ile karşınızdayız. Şalgam, şalgam turbunun fermante edilmesi sonucu elde edilen ekşimtırak, tuzlu ve keskin bir tada sahip bir içecek. Adana’da 100 mekana gidin 100 mekanda da şalgam bulursunuz. Tadı itibari ile tatlı yiyeceklerin yanında tüketilebilecek değil. Daha çok et yemekleri, sakatat yemekleri ve hamur işlerinin yanında tüketiliyor. Bir Adana bir şalgam çeek! Cümlesini çok duyuyorsunuz. İki türü bulunuyor şalgamın. Biri acısız biri acılı. Acılı olana ekstra olarak biberden yapılan sıvı bir çeşit acı ekleniyor. Ve bardağın içine fermante edilmiş şalgam havuçları eklenerek servis ediliyor. Tadı ilk yudumda keskin gelebilir ancak içtikçe içesiniz geliyor. Ama dikkat diyelim fazlası zarar! Lavabo ile çok haşır neşir olabilirsiniz. Günde en fazla ortalama 3 bardaktan fazlası tavsiye edilmiyor. Sağlıksız olduğundan değil dedim ya sindirim sistemini çok hızlandırıyor. Her ne kadar sanayileşmeden şalgamda nasibini almış olsa da hala el yapımı şalgam yapan oldukça ünlü yerler var. Benim en çok beğendiğim şalgamcı Kuruköprü Şalgamcısı oldu. Merkezde şehrin göbeğinde Ramada Otel’in hemen yanında Kuruköprü Şalgamcısı’na ulaşabilirsiniz. Ayrıca Ali Göde, Doktorum, İçenbilir gibi yıllardır değişmeyen Adana Şalgamı lezzetini halka ulaştıran birçok işletme bulunmakta.

Mumbar

Mumbar yine Adana yöresine has yemeklerden biri ve sakatat sınıfından karşımıza çıkıyor. Şırdan bulunamadığı zamanlarda ve iyi bir alternatif olan mumbar yöre halkının sakatat ihtiyacını karşılıyor. Koyunun bağırsaklarının temizlenip pirinç ve baharat karışımı ile doldurulması ile yapılıyor. Tadı şırdan, kırkkat gibi benzer aromalarda olup eğlenceli bir akşamın bitiminde tüketilebilecek nadide bir yemek.

Çürük Çorbası

Durun adı sizi korkutmasın. Adana’da tadabileceğiniz eşsiz lezzetlerden biri de çürük çorbası. Kelle paça gibi ancak kellenin dil, boyun, yanak, beyin gibi parçalarının da içine eklendiği harikulade bir çorba. Evet ilk başlarda ben de ön yargılı yaklaşmıştım hayvanın dilini yemeye ama tadına mutlaka bakmanız lazım. Bol limon, sarımsak ve pul biber eşliğinde yenmesi tavsiye edilir.

İçli Köfte

İçli köfte Adana’ya özgü bir yemek değil dediğinizi duyar gibiyim. Yanıldığınızı belirtmek isterim. Buradaki içli köfte bir başka. Yöre halkı tarafından kibbe denilen yemek bizim bildiğimiz içli köfte ancak içerisinde kuzu kıyma tereyağı ve çeşitli baharatlar var. Etinden midir, baharatından mıdır bilinmez burada yediğiniz köfteleri Türkiye’nin hiçbir yerinde bulamazsınız. Aslen Lübnan mutfağına ait olan kibbe yine Adana’nın Arap yerlileri tarafından yöreye kazandırılmış bir yemek.

Fellah Köftesi

Ana içeriği bulgur olan bu köfte yine Adana’ya özgü lezzetlerden biri. Bulgurun kiraz büyüklüğünde ufak ufak toplar halinde yoğurulup kaynatılarak üzerine bir çeşir sos ve sarımsak dökülerek hazır hale getiriliyor. Fellah kelimesi yörede bulunan Arap halkını tanımlamak için kullanılsa da aslında Arapça çiftçi anlamına geliyor. Adana’da tarım ve hayvancılığın bu kadar yaygın ve gelişmiş olmasının nedeni de yörenin yerli halkı olan Araplar tarafından yüzyıllardır icra edilmesi oluyor. Böylece bu yemeğin de etimolojisi ortaya çıkmış oluyor.

Bici Bici

Bici bici yemek olmaktan ziyade yine Adana yöresinde bilinen bir nevi tatlı türü. Genellikle cadde ve sokaklarda yaz aylarında seyyar arabalarda satılan bici bici yöre halkı tarafından sevilerek tüketiliyor. Karsambacı andıran bici bici, rendelenmiş buzun içine kaynatılmış nişastanın dondurularak dilim dilim doğranması ve üzerine gül suyu, kırmızı şerbet ve pudra şekeri eklenerek servis edilen bir yiyecek. Bazı yerlerde üzerine kiraz, muz, ananas gibi yaz meyveleri de eklenerek sunumu zengin hale getirenler var. Enteresan bir lezzet olmakla birlikte tadı oldukça güzel. Ancak yerken dikkat edin dişleriniz donabilir.

Zamanımız kısıtlı olmasa ve Adana’da biraz daha zaman geçirseydik eminim ki bir bu kadar daha yemeğin tadına bakabilirdik. Adana’nın uçsuz bucaksız bir mutfak kültürü var. Burada kesinlikle doyuyorsunuz. Aç kalmanız için çaba sarf etmeniz gerek. Yalnız fit ve formda kalmanız da bir o kadar zor. Adana’nın her sokağı başka bir güzel yemek kokusuyla dolu. Yolda yürürken burnunuza o kadar çok çeşit yemek kokusu geliyor ki durup yemeden yolunuza devam etmeniz mümkün değil. Kebap kokuları, ciğer kokuları, şırdan, börek, kokoreç derken bazen otele gitmeyi unuttuğumuz oluyordu. Havasından olsa gerek Adana’da insanlar yaz aylarında hayatlarını evlerinin dışında geçirmeyi tercih ediyorlar. Yemekler evlerin bahçesinde yapılıyor, sohbetler evlerin önüne kurulan masalarda gerçekleşiyor, çaylar demleniyor pastalar börekler yapılıyor ve gece yarılarına kadar muhabbet ediliyor. Sıcak hava insanları daha da kaynaştırıyor ve bu yüzden buranın insanı diğer şehirlere göre daha sıcakkanlı, misafirperver ve olduğu gibi karşımıza çıkıyor. Ayrıca şehri gezdikten sonra Adana ile ilgili ön yargılarımızın olduğunu da fark ettik. Haberlerde sürekli kavgalarıyla, sinirli ve başına buyruk insanlarıyla duyduğumuz bu şehrin insanının aslında bir o kadar duygusal, merhametli, pozitif olduğunu gördük. Yer yer sıradan olaylara, fazla reaksiyon veren vatandaşlar gördük tabi ama inanın 50 derece güneşin altında biz bile zaman zaman kontrolümü kaybetme noktasına geldik. Ayrıca burası oldukça güvenli ve modern bir metropol şehri. Kesinlikle ve kesinlikle gidip görülmesi gereken yerler, tadılması gereken yemekler ve dinlenecek çok hikâye var. Yöre halkı ile yer yer güldük, yer yer tansiyonun yükseldiğine şahit olduk, kâh yedik kâh içtik derken zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık. Ve terkedilmesi zor bir alışkanlığımız oldu. Bunca zaman kelimeleri çok uzattığımızı ve kendimizi yorduğumuzu fark ettik. Gidelim mi? Yerine; Gidek mi? Yiyelim mi? Yerine; Yiyek mi? Demeye başladık. E hadi o zaman “Adana’ya gidek mi? Kebabından Yiyek mi?” 😊